Hukuki Cevaplar

MÜSLÜMANLARIN MALLARININ TALAN EDİLMESİ ALLAH'IN ZORUNA GİDER

 
Camiamıza yönelik düzenlenen büyük kumpasın mali ayağında, arkadaşlarımıza ait iş yerlerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ya da bilinen kısa adıyla TMSF'nin usul ve yasalara aykırı olarak nasıl kayyum olarak atandığını ve kayyumların gerçekleştirdikleri usulsüz uygulamalar ile arkadaşlarımızın mal varlıklarına nasıl çöküldüğünü ve şirketlerinin içlerinin nasıl boşaltılıp talan edildiğini çeşitli basın duyuruları yolu ile kamuoyu ile paylaşmıştık. 

 

Camiamıza yönelik düzenlenen mali kumpasın nasıl hazırlandığını, adım adım nasıl uygulamaya geçirildiğini ve yapılan usulsüzlükleri tüm detaylarıyla anlattığımız basın duyurusuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://iddialaracevap.blogspot.com/2021/07/tmsfnin-kanunsuz-ataklari-yapilan.html

Bugün gelinen son aşamada TMSF'nin elinde arkadaşlarımıza ait satabilecekleri değerli bir şey artık kalmadığından, masum insanların ceket, palto, kravat gibi kullanılmış eşyaları dahi satışa çıkarılmıştır. Adeta bir talan mantığıyla, mafyanın dahi tenezzül etmeyeceği bir tarzda masum insanların kişisel eşyalarına kadar göz dikilmesindeki anormalliği tüm milletimiz görmektedir. 

Burada asıl rahatsız edici olan ise Yüce Devletimizin bir kurumunun böyle bir hukuk dışılığa alet ediliyor olmasıdır.

Bu uygulamanın hukuken, vicdanen ve ahlaken yanlışlığının yanı sıra dinimizce de uygun olmadığı açıktır. 

Burada, TMSF’de görev yapan masum, tertemiz, ahlaklı ve dürüst tüm görevli vatandaşlarımızı, memurlarımızı bu konudan tenzih ettiğimizi özellikle vurgulamak isteriz. Ancak, sayıca az da olsa devletin birçok kurumuna olduğu gibi TMSF’ye de çöreklenmiş, beyni dışarıda hukuk dışı bir yapılanma olduğu gerçeği de herkes tarafından bilinmektedir.

Her şeyden önce, Müslümanlar Allah'ın;

“Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır ve dönüş yalnızca O'nadır.” (Nur Suresi, 42) 

“Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ındır.” (Al-i İmran Suresi, 129)

“Hiç şüphesiz rızık veren O, metin kuvvet sahibi olan Allah'tır.” (Zariyat Suresi, 58)

ayetlerinde ve Kuran'ın başka pek çok yerinde bildirdiği üzere, MÜLKÜN TÜMÜNÜN ALLAH'IN OLDUĞUNU ve RIZKI VERENİN DE SADECE ALLAH OLDUĞUNU ASLA UNUTMAZLAR.

Müslümanlar bu bilinç ve ahlak içinde, tüm rızıklarıyla birlikte mallarını ve canlarını Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmak amacıyla Allah'a adamışlardır ve tüm hayatları boşunca Allah yolunda harcayıp sarf ederler.

“Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır... Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.” (Tevbe Suresi, 111)

Yani, Müslümanların mallarına çökmeyi amaçlayanların akledemedikleri gerçek, bu malların zaten Allah'a ait olduğu gerçeğidir. 

Allah, insanların mallarını haksızlıkla yemenin günah olduğunu ve bu zulmü işlemek için insanların, bugün olduğu gibi geçmişte de, birtakım yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlüklere başvurduklarını da Kuran'da şöyle bildirmektedir:

“Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.” (Bakara Suresi, 188)

Yukarıda sadece bir kısmına yer verdiğimiz Kuran ayetlerinde bildirilen Allah'ın emir ve tavsiyelerine aykırı davranılması ise tüm İslam alimlerinin ittifak ettikleri üzere ALLAH’IN GAZABINA VESİLE OLABİLECEK (ALLAH'IN GÜCÜNE, ZORUNA GİDEBİLECEK) HAREKETLERDİR. ISRARLA ALLAH’IN BEĞENMEDİĞİ BİR TUTUMU DEVAM ETTİRMEK ALLAH’IN BUNA KARŞILIK VERMESİNE SEBEP OLABİLİR.

Unutulmamalıdır ki Müslümanların helal kazançlarına, paralarına, mallarına, mülklerine kanunsuz ve usulsüz yollarla el konulması, bundan çıkar umanlara bekledikleri çıkarı hiçbir zaman sağlamamıştır. Aksine, bu ve her türlü zulüm, bunları işleyenlerin kendilerine daima bir bela ve uğursuzluk olarak geri dönmüştür. Haksız ve hukuksuz, haram kazanç mutlaka yanında yıkım ve felaketi de getirmiştir.

Yüce Rabbimiz, haksızlığın ve zulmün karşılığını kesinlikle vereceğini vaat etmiştir:

“Şüphesiz Rabbin, onlardan tümüne yapıp ettiklerinin karşılığını onlara tastamam ödeyecektir. Çünkü O, yapıp-ettiklerinden haberdar olandır.” (Hud Suresi, 111)

Emniyet ve Yargı gibi devletin en kritik kurumlarında ve mevcut bürokrasi içerisine yuvalanmış, İngiliz derin devletinin talimat ve yönlendirmesiyle hareket eden karanlık kumpasçı yapılanma, artık Müslümanların eski ceket, palto, kravatlarını satma durumuna kadar düşmüştür.

Devletimizin imkanlarını suistimal eden söz konusu İngiliz derin devleti kriptolarının, gelinen son noktada Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın yıllarca giyip kullandıkları eski kıyafetlerine bile kafayı takarak eskileri satıp paraya çevirme derdine düşmeleri, İngiliz derin devleti olan Deccaliyetin, son devresinde, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin veciz ifadesiyle "adileşip" giderek daha da aşağılık ve rezil bir duruma düştüğünün çok açık bir göstergesidir.

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.